Deniz Üstü Köpürür Türküsü ve Hikayesi

sonerium tarafından 26 Nisan 2009 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

Deniz Üstü Köpürür Ah Yarim Rinna Nay Rinna Rinna Nay,
Gemilere Binsem Götürür Ah Yarim Ah.
Benim Sana Yandığım Ah Yarim Rinna Nay Rinna Rinna Nay,
Bir Güzelden Ötürü Ah Yarim Ah.

Diz Üstüne Diz Koydum Ah Yarim Rinna Nay Rinna Rinna Nay,
Gül Yastığa Baş Koydum Ah Yarim Ah.
Seni Gelecek Diye Ah Yarim Rinna Nay Rinna Rinna Nay,
Sol Yanıma Boş Koydum Ah Yarim Ah.

Şu Ula ‘nın düğündür hani..
Erkekler oğlan evinde yiyip içip yan gelirler; kız evinde de eğlence gırla gider. Bağda üzüm toplayan bahçede sebze çapalayan tarlada tütün kıran kızlar..düğün günü güzellik suyuna batıp çıkmış gibi olurlar. Düğünlerde giyip saçlarını tarayan kızlar, huri-melek kesiliverirler.
Tef vurup çümbüş çaldı mı; kendinizi düğünde değil periler ülkesinde sanırsınız. Kızlar salınır da meydan kız görür.

Bu yüzden Datça’lı Durmuş:
Senin çocuk kara-mara ama hayli şirin yahu! diyenlere, ğögüsünü gere gere şu karşılığı verir:
-Eee ne olsa O’nun anası Ula’lıdır.
Demesi o ki Datçalı Durmuş’un Ula’nın havası-suyu güzellik ılıcasından daha etkilidir. Ula köylülerinin köyleri oğullarını ortaokulda okusun diye kızlarını yorgan-dikiş öğrensin diye Ula’ya yollamanın yolunu ararlar.
Çaydereli Osman, dayısıoğlu Nasuh Çavuş’un gelin almasında Ula’ya geldi, kız evinde çalgı-çengi sürüp gidiyordu. İlçenin en güzel kızları halka olmuş “ay alaylar bulaylar”-Temeli de süzgün alaylar oyununu oynuyorlardı.

Osman hayat(avlu) kapısının yanındaki duvarın üstüne dikilip oynayan kızlara göz gezdirdi. Gözleri bir kızın üzerine mıhlandı kaldı. Hay bakmaz olsaydı! Osmanın gönlü ırmak olup Balcıların kızı Gülayşe’ye akıverdi. bakışlarını Koparamıyordu, sanki herkez Osmanın kime nasıl duygularla baktığını seziyordu.. Osman ne gözlerine söz geçirebiliyordu nede gönlüne..artık gönlüne kendi beyni değil Gülayşe buyruktu. Gülayşe ona bakmış gülümsemişmiydi ne! osman, gelin alayıyla birlikte Çaydereye dönerken “içimde bulgur kaynıyor” kafamda kireç söndürülüyor dediği zaman Çifçilerin Mehmet Osman mı anlamsız konuşuyor ben mi anlamıyorum demekten kendini alıkoyamadı..O günden sonra Osman Ulu düğünlerine çağrılmayan konuğu olmuştu. Çizmelerini parlatıyor atına atlıyor soluğu Ula düğünlerinde alıyordu. Çoğu düğünlerde Gülayşe görmüyordu gördü mü içinin tüm denizleri köpürüyordu. Yine böyle bir düğünde Gülayşeye “gel Ayşe” diyecek cesareti için bir kaç şişe rakıyı su gibi içti..Ayşemi dönüyor dünya mı?

Derken biri ilişti koluna;” Gel be dost derdin var anlaşılan gel bizim meclisimize”
Ula gençlerinin kurduğu sofra hasırın üstündeydi..Herkez dostça bakıyordu kendisine..merbalaştıktan sonra..bir kaden sundular ona da..
-Merakımı bağışla Osman arkadaş Ula düğünlarini kaçırmayışının sebebi ne ola ki?
O güne dek bağlamayı eline bile almamış olan Çaydereli birden irkildi, yeniden doğmuş gibi oldu.Selverin elinden bağlamayı aldı ve Ula türküsü olarak günümüze kaldı..Kuşkusuz yarına da kalacak..

Kaynakça
Mehmet Uslu, “Bodrum Türküleri, Manileri, Tekerlemeleri ve Marşları”, 1972
Şerafettin Civelek – Ula

Bu yazıyı paylaş:
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • Add to favorites
  • FriendFeed
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Reddit
  • RSS
  • Slashdot
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed'de Paylaş
  • Facebook'ta Paylaş
  • Twitter'da Paylaş
  • Bu Yazı Hakkında Birşeyler Demek İstermisiniz?





    Tema: Sonerium V2 (sonerium) Yazılar (RSS) | Yorumlar (RSS)
    Arkeoloji | Arkeoloji Forumu | Sarı Kanarya | sonerium | Kısabirmola Forum
    Bu sitede yayınlanan tüm yazılar aksi belirtilmedikçe şahsıma ait olup tüm hakları saklıdır.

  • Giriş