<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>www.sonerium.org &#187; imanım</title>
	<atom:link href="http://www.sonerium.org/tag/imanim/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sonerium.org</link>
	<description>sonerium kişisel web sitesi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 24 Jul 2010 07:17:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Hayıtlı Türküsü ve Hikayesi</title>
		<link>http://www.sonerium.org/mugla-turkuleri-ve-hikayeleri-hayitli-turkusu.html</link>
		<comments>http://www.sonerium.org/mugla-turkuleri-ve-hikayeleri-hayitli-turkusu.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Apr 2009 20:02:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sonerium</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bizim Ellerden]]></category>
		<category><![CDATA[hayıtlı türküsü]]></category>
		<category><![CDATA[Horu]]></category>
		<category><![CDATA[imanım]]></category>
		<category><![CDATA[künnük]]></category>
		<category><![CDATA[Muğla Türküleri]]></category>
		<category><![CDATA[ve hikayeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sonerium.org/?p=222</guid>
		<description><![CDATA[Hayıtlı &#8216;dan çıktım da imanım, vardım Oluklu &#8216;ya. Oluklu&#8217;da üç cana kıydım döndüm ardıma. Mektuplar da yazdım imanım taktım koluna, Leşini de serdim künnük dalına. Aldım tüfeğimi de imanım çıktım insan avına, Jandarmalar kol kol olmuş Hayıtlı yolunda. Hayıtlı Dağları &#8216;m imanım kara duman bürüdü. Dumanın içine a canım Mustafa yürüdü. Mustafa &#8216;nın sevdiği kızın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hayıtlı &#8216;dan çıktım da imanım, vardım Oluklu &#8216;ya.<br />
Oluklu&#8217;da üç cana kıydım döndüm ardıma.<br />
Mektuplar da yazdım imanım taktım koluna,<br />
Leşini de serdim künnük dalına.<br />
Aldım tüfeğimi de imanım çıktım insan avına,<br />
Jandarmalar kol kol olmuş Hayıtlı yolunda.<span id="more-222"></span><br />
Hayıtlı Dağları &#8216;m imanım kara duman bürüdü.<br />
Dumanın içine a canım Mustafa yürüdü.<br />
Mustafa &#8216;nın sevdiği kızın adı Horu &#8216;ydü,<br />
Yaşı on beşe varmadan ömrü çürüdü.<br />
Gençler mezarımı da imanım yan yana kazsınlar,<br />
Mezarımın taşma Genç Mustafa yazsınlar.<br />
Evlerine vardım imanım kapıları kapalı,<br />
Mustafa &#8216;ya sebep oldun Hayıtlı &#8216;nın topalı</p>
<p><strong>Türkünün Hikayesi</strong></p>
<p>Ellili yılların başında, Dihiller sülalesinden Topal Salih ile ailesi, bir kan davası yüzünden Karadeniz&#8217;den kaçıp, Mumcular yöresine yerleşirler. Bir miktar mal mülk edindikten sonra, Fesleğen Yaylası &#8216;na bağlı Hayıtlı Köyü &#8216;nden genç Mustafa &#8216;yi yanlarına yardımcı tutarlar. Mustafa, ailenin yanında çalışmaya başlar ama başlaması ile birlikte ailenin genç kızı Hörü&#8217; ye de abayı yakar. Topal Salih olayın farkına kısa sürede varır, çeker Mustafa &#8216;yi bir kenara. Biraz kem küm, sonunda baklayı ağzından çıkartır Mustafa Topal Salih olayı anlayışla(!) karşılar, &#8220;Hele kız biraz daha serpilsin, dört yıl sonra senindir Hörü.&#8221; der. Eh bu durumda Mustafa artık aileden sayılır. Çalışmasının karşılığında bir bedel ödenmez. Dört yıl boğaz tokluğuna it gibi çalışır. Dile kolay dört yıl bu. Ne zaman kolay geçer, ne Mustafa&#8217;nın sevdası eksilir. Ama sonuçta tamamlanır şart koşulan süre. Mustafa varır Salih &#8216;in yanına ister Hörü &#8216;yü. istemesine ister ama, işi biten Topal Salih durmaz sözünde, &#8220;Vermiyom kızı sana.&#8221; der. Bir, iki, üç, beş, bakar ki Mustafa olmuyor, donandığı gibi basar Topal Salih &#8216;in Oluklu &#8216;daki kulübesini. Bir kez daha ister kızı. İhtiyar yine direnir, Mustafa sokar bıçağı Topal&#8217;m gırtlağına. Topal&#8217;ın karısı hamle yapınca kaçmak için, onu da bıçaklayıp kenara koyar. Sıra Hörü Kız&#8217;a gelince önce birlikte kaçmak için ikna etmeye çalışırsa da bakar ki o da karşı çıkıyor, iyiden çıldırır Mustafa. Sekiz parçaya doğrar sevdiğini. Sekiz parçaya doğrar da her bir parçasını, kasap dükkanında çengele asar gibi oracıktaki künnük ağacının dallarına asar. Sonra da vurur kendini Hayıtlı Dağları&#8217;na. Muğla &#8216;dan jandarma gelir Mustafa &#8216;nın peşine. On beş gün sürer takip. On beşinci gün Mustafa &#8216;nın ölüsü köye indirilir.</p>
<p>Bu trajik öyküyü Mumcular&#8217;da Çelik Dayı&#8217;dan -Mustafa Bacaksız- dinledik. Çelik Dayı şimdilerinde yetmiş yaşında, arıcılıkla uğraşıyor. Ama arıcılıktan önde gelen özelliği, onun bir halk ozanı olması. Elli şu kadar yıldan beri cümbüş çalıp türkü yapıyor. Anlattığı bu öykünün türküsü, yani &#8220;Hayıtlı&#8221; türküsü de onun. Kendi tanık olduğu olayı, &#8220;Hayıtlı&#8217;dan çıktım da imanım, vardım Oluklu&#8217;ya&#8221; diye başladığı bu türküsüyle aktarmış 1959 yılında. </p>
<p><strong>Kaynak:</strong> Mehmet Uslu, <em>&#8220;Bodrum Türküleri, Manileri, Tekerlemeleri ve Marşları&#8221;</em>, 1972</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sonerium.org/mugla-turkuleri-ve-hikayeleri-hayitli-turkusu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>YAPILARINA GÖRE MUĞLA TÜRKÜLERİ</title>
		<link>http://www.sonerium.org/yapilarina-gore-mugla-turkuleri.html</link>
		<comments>http://www.sonerium.org/yapilarina-gore-mugla-turkuleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Apr 2009 09:57:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sonerium</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bizim Ellerden]]></category>
		<category><![CDATA[a canım]]></category>
		<category><![CDATA[aman bre]]></category>
		<category><![CDATA[asarın]]></category>
		<category><![CDATA[bahçalarda]]></category>
		<category><![CDATA[cavır]]></category>
		<category><![CDATA[haydendi]]></category>
		<category><![CDATA[imanım]]></category>
		<category><![CDATA[yar yar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sonerium.org/?p=197</guid>
		<description><![CDATA[Türküler genellikle bir olay, bir arzu ve bir heyecan üzerine doğarlar ve başlangıçta sahibi belli ürünlerdir. Ancak zamanla, türkünün asıl sahipleri unutulur ve sonraki nesiller tarafından halkın dilinde dolaşa dolaşa farklı coğrafyalara yayılır; böylelikle anonimleşirler. Önceleri mahallî hüviyet gösterirken, zamanla millî hüviyete bürünürler. Türkülerin anonimleşmesinde, daha ziyade göçler, kervanlar, askerî sevkler, gurbete iş için gidişler, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türküler genellikle bir olay, bir arzu ve bir heyecan üzerine doğarlar ve başlangıçta sahibi belli ürünlerdir. Ancak zamanla, türkünün asıl sahipleri unutulur ve sonraki nesiller tarafından halkın dilinde dolaşa dolaşa farklı coğrafyalara yayılır; böylelikle anonimleşirler. Önceleri mahallî hüviyet gösterirken, zamanla millî hüviyete bürünürler. Türkülerin anonimleşmesinde, daha ziyade göçler, kervanlar, askerî sevkler, gurbete iş için gidişler, gezgin halk şairlerinin faaliyetleri, yakın zamanlarda basın ve yayın organları rol oynar.<br />
Türküler genellikle yedi, sekiz ve on bir hece ile söylenmişlerdir. Ancak az sayıda da olsa beş on beş hece ile söylenmiş olanları da vardır.<br />
<span id="more-197"></span><br />
Türküler gösterdikleri çeşitlilik bakımından yapı, konu ve ezgilerine göre tasnif edilebilir. Biz de Muğla türküleri üzerine çalışırken konuya bu çerçevede yaklaştık.</p>
<p>Çalışmamızı yaparken TRT Repertuarında bulunan 68 Muğla türküsünden metinlerine ulaşabildiğimiz 53 türküyü baz aldık ve bu türkülerden hareketle değerlendirmemizi ortaya koymaya çalıştık. Çünkü bu kadarını temin etme imkânı bulabildik. Şüphesiz daha fazla örneğin varlığı bizi daha objektif bir sonuca götürecekti, lâkin elde ettiğimiz bu kadar örneği, yöre türküleri hakkında hüküm verebilmemiz için yeterli gördük.</p>
<p><strong>YAPILARINA GÖRE MUĞLA TÜRKÜLERİ</strong></p>
<p>Türkülerin belirli bir şekli yoktur. İki dizeli türküler olabildiği gibi koşma, mani tarzında veya üçlüklerle kurulmuş türküler de vardır. Koşma yahut mani olarak bildiğimiz şekiller türkü nağmesiyle söylendiğinde adı geçen şiirlerden ayrılır. Çünkü halk, ezgi ile söylediği parçaları türkü olarak niteler.</p>
<p>Türkülerin bentlerine çoğu zaman dize sayıları farklı olan bağlantılar getirilir. Ancak bentlerde bağlantıların hece sayıları eşit olmayabilir. Bağlantılar genel olarak anlamlı sözlerden ibaret olmakla beraber, çeşitli ünlemleri de ihtiva eder.<br />
Muğla türkülerini, yapılarına göre şöyle gruplandırabiliriz.<br />
<strong><br />
1. Bentleri ve bağlantıları bir dize olan türküler</strong></p>
<p>Bu tarzda söylenmiş elimizde bir türkü bulunmaktadır. Gargı Deresi adılı türkü bir dizelik bende sahiptir ve her bir bende aynen tekrarlanan yine bir dizelik bağlantı sözü getirilmiştir ki, türkü repertuarımızda bu tip örneklere nadir rastlanılır.</p>
<p><strong>2. Bentleri iki dize olan türküler</strong><br />
<strong><br />
a. Sadece iki dizeden oluşan türküler</strong><br />
Türkülerin bentleri on bir heceli ve birbiriyle kafiyeli dizelerden oluşmaktadır. Ancak bu türkülerden Yardan Ayrılan Birgün Kavuşur adlı türkünün hece sayıları arasında birlik yoktur ve 9-11 arasında değişmektedir. Bent/beyit sayıları 2-3 kadardır.</p>
<p><strong>b. Bağlantıları bir dize olan türküler</strong><br />
Her dize kendi arasında kafiyeli beyitlere, aynen tekrarlanan bir dizelik bağlantı sözü getirilmesiyle oluşturulmuş türkülerdir. Türküler on bir hecelidir.</p>
<p><strong>c. Bağlantıları iki dize olan türküler</strong><br />
İki dizeden oluşan bende, iki dizelik bağlantı sözlerinin getirildiği türkülerdir. Bentler kendi aralarında kafiyelidir. Bunlardan Uzun Selvi Ne Uzarsın on bir, Zeytin Dalı Çürük Olur adlı türkü de on dört hecelidir. Her iki türküde de bağlantılar aynen tekrarlanan sözlerden oluşmaktadır.<br />
<strong><br />
d. Bağlantıları üç dize olan türküler</strong><br />
İki dizelik bentlere üç dizelik bağlantı sözü eklenerek meydana getirilmiş türkülerdir. Elimizdeki iki örnek farklı özellikler göstermektedir. Biri yedi, diğeri on hecedir. Bağlantılar üç dizelidir ve her bentten sonra aynen tekrarlanmaktadır. Ancak, bağlantı dizeleri birinci türküde sırasıyla 7, 10, 12 hece, ikinci türküde 7, 13 hecelidir.</p>
<p><strong>3. Bentleri üç dize olan türküler</strong></p>
<p>a. Bağlantıları iki dize olan türküler<br />
Üç dizeli bentlere aynen tekrarlanan iki dizelik bağlantıların eklenmesiyle meydana getiren türkülerdir. Bentler ve bağlantılar kendi aralarında kafiyelidir. Bu şekilde ortaya konulmuş altı Muğla türküsünün hece sayıları 8-13 arasında değişmektedir. Yani hece bakımından türküde bir bütünlük göremeyiz.</p>
<p><strong>b. Bağlantıları üç dize olan türküler</strong><br />
Bağlantı sözleri, her bentten sonra aynen tekrarlanan ve üç dize olan türkülerdir. Elimizdeki iki türkü hece sayıları bakımından farlılık göstermektedir. Kına Türküsü’nün bentleri beşer hecelidir. Bağlantıların heceleri ise 11-13 arasında değişmektedir.<br />
<strong><br />
c. Bağlantıları sekiz dize olan türküler</strong><br />
İki bent olarak söylenen Getirin Kınayı Yakalım adlı kına türküsünün sekiz dizelik bağlantısı vardır. (bbccddee) şeklinde kafiye düzenine sahip bağlantıda dizelerin hece sayıları 7-11 arasında değişmektedir.</p>
<p><strong>d. Bağlantıları farklı yapıda olan türküler</strong><br />
Yapı ve kafiye itibariyle oldukça ilgi çekici bir örnek olarak gördüğümüz Yüce Dağ Başında Bir Goyun Meler sözleriyle başlayan türkü dört bentten oluşmaktadır. I. Bent xxy kafiye düzeninde üç dizeli, II. Bent (zz) kafiye düzeninde iki dize, III. ve IV. Bentle ise birer dize bağlantı sözü almaktadır. Türkü on bir hecelidir. Bentlerdeki dize ortalarında ve dize sonlarında tekrar sözleri bulunmaktadır.</p>
<p><strong>4. Bentleri dört dize olan türküler</strong></p>
<p><strong>a. Sadece dörtlüklerden kurulu türküler</strong><br />
Bu türküleri iki grupta ele alabiliriz. Bir kısmı sadece dörtlüklerin artarda sıralanmasıyla, bir kısmı da muhtelif dizelere “aman, bre, yar yar aman, a canım, haydendi, imanım vs&#8230;” tarzında nida sözlerinin ilavesiyle meydana getirilmiştir. Bentleri manilerden yahut koşma tipinde kafiyelenen on bir heceli manzum bölümler oluşturur.</p>
<p>Birinci gruptaki türkülerin bazıları şunlardır: başlıcası; Çekirgenin Kanadı, Hüseyin’im Geliyor, Denize Dalacağım, Ortaca’da Evimiz.</p>
<p><strong>b. Bağlantıları iki dize olan türküler</strong><br />
Dört dizelik bentlere aynen tekrarlanan iki dizelik bağlantı sözlerinin eklenmesiyle meydana getirilmiş türkülerdir. Bentlerin hece sayısı 7, 11 ve 12-13 arasında değişmektedir.</p>
<p>Bendi yedi heceli olanlar, mani-türkülerdir. Diğer taraftan yine bu bölümde inceleyeceğimiz bazı mani-türkülerin muhtelif mısralarında “suna boylum vay”, “imanım” gibi nida sözleri yer alır. Bu grupta adlarını zikredeceğimiz türküleri şöyle sıralayabiliriz: Al Yazmanın Oyası, Bağlamam Var Üç Telli, Ben Susadım Sular İstedim.</p>
<p><strong>c. Bağlantıları üç dize olan türküler</strong><br />
Zerdali Çöreklendi adlı türkü bu tarzda ortaya konulmuş bir eserdir. Bentler manilerden ibarettir. Bağlantı dizeleri aynen tekrar olup (xyx) şeklinde kafiyelenmiştir. Türkü iki benttir.</p>
<p><strong>d. Bağlantıları dört dize olan türküler</strong><br />
Gerek kafiye gerekse bent ve hece sayısı bakımından oldukça değişik yapı arz eden türkülerdir.</p>
<p>Bağlantıların kafiye düzeninde de farklılıklar görülür. Sözgelişi bir türküde (abab) iken başka bir türküde (aaba) şeklinde bir kafiye sistemi görülür. Bunları ayrı ayrı şöyle özetleyebiliriz.</p>
<p>Bahçalarda Kum Darı, Cavır Asarın Yolları, Gemiler Posta Posta, Şu Köyceğiz Yolları gibi türküler bu grupta zikredebileceğimiz türkülerdir.</p>
<p>Kaynak: Osmanlının 700. Yılında Muğla Sempozyumu, Muğla, 6-7.5.1999</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sonerium.org/yapilarina-gore-mugla-turkuleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
